|
Son eklenen yazılar
* Ana Sayfa - Hüsn-i Talil
Hüsn-i talil
Bazen insana öyle çabuk geliyor ki akıp geçen zaman. Terslik değil mi işte; istenmeyen yavaş, istenen çabuk geçiyor. İnsan akıp geçen zamana, saatten veya kopup giden takvim yapraklarından tanıklık etmiyor. Gözünün önündeki mucizeye şahit olduğu zaman anlıyor geçip giden zamanı. Tuvalde önce turuncu beliriyor daha sonra beyaz her yere hakim oluyor, beyazı yeşil ve mamafih yeşili sarı karışımı renk kapsıyor. İşte insan bu renkleri gördükçe zamanın geçip gittiğine anlam verebiliyor; mevsimlerin değişimi.
Belki insanı bu düşüncelere iten kışın beyazla beraber getirdiği melankolidir. Yaşlı insanların bacaklarını ağrıtan, çocukların gönlününü şen eden bu beyaz afitap acaba zaten kalabalıktan bunalmış insanlarda nasıl tepki yaratıyordur? Benim üzerimde soğukluk yarattığı kesin. Neyse iyi veya kötü sonuçta kış; olacak o kadar. Kendimin şikayeti-can sıkıntısı ne geçip giden mevsimlere ne de beyaz örtüye. Şikayetim gönüldendir; güller solup gidiyor. Düşünmemek belki işime gelmişti ağzımın yanaklara vardığı an... An be an düşünmedim de değil hani! Doğanın kanunu mu diyeyim yoksa başka bir şey mi bilmiyorum ama emin olduğum tek şey; avuntu bulduğum tek kalanlarda soldular beyaz örtüyle birlikte. Tıpkı Farsça 'Bülbül ve Gül' hikayesinde olduğu gibi. Gül burnu diktir; bülbülü bir türlü görmez, bülbül şaşıdır; gülden başkasını görmez. Gül hazan olunca solar gider, bülbül soğukta olduğu yerde baharı bekler. Bekler ki tekrar sevdiğini görebilsin. Gül ise Bülbül'ün beklediğinden bile habersizdir. Ve yine bahar olacaktır yine aynı teraneler sergilenecektir. Gül kör Bülbül şaşı! Ya nasip der her seferinde bülbül; belki, bir gün Gül körlükten kurtulup gerçekleri görebilecektir.
Ben hikayenin sonunu bilmiyorum, daha doğrusu hikayenin sonu yok. Her seferinde aynı roller tekrarlanmış. Belkide hikayenin bir sonu olmaması Bülbül'ün işine geliyordur. Diken olmasa Gül'ün ne değeri olur der her seferinde... Hüsn i talil dedikleri şeyin biraz daha gelişmiş versiyonu olsa gerek bu. Hüsn i talil; edebiyatta bir olayı güzel bir nedene bağlamaktır. Bir nevi şair avuntusu diyebilirim. Zira benim şu sıralar çok yaptığım bir şey. Şunun gibi;
'' Sen o yokuşu çıkarken gökyüzünden damlalar düşüyordu
Herhalde bulutlar ayrılığıma ağlıyorlar. ''
Velhasılı kelam sayın okuyucu bu yazıyı yine bir beyaz örtülü günde kaleme aldım. Başladığımda kafamda bir ön izleme yoktu, kendi akışında bir 'örtülü mesaj' kaygısı güdüyor. Anlayana elbette.
|