Logo
Gülistan - Golestan - Rosegarden - Roseraie - Rosengarten - розасад - Rosagiardino - Rosajardin -گلستان
Ana Sayfa
 

 

Son eklenen yazılar

 * Ana Sayfa -a
 
 
 
 
 
 
 


 
 
    ‘‘Bu mektup; bir huzur ve rahat yüzü görmeyen benden, gönlümün rahat ve huzuru olan sanadır. Hayır, yanlış söylüyorum, bir âşıktan cefayı pek ucuz satan sanadır. Yani muradımı yitirmiş benden, hazineyi pençesinde tutan sanadır.

 

Ey muhabbet gülistanıma revnak bağışlayanım! Ben senden ayrıyım; fakat sana duyduğum hisler beni bir an yalnız bırakmıyor. Ben çok suçluyum, bağlanıp zindana atılacak bir suçluyum. Zira hislerimi ifşa ettim, hala da ağzımdan çıkanları başkaları duyar. Ama ne yapayım, senin kulağına bir kelimemin gitmesi için başkalarına kasideler okurum. Senin benden haberdar olman için başkalarına ifşaatta bulunurum. Lakin sana olan hislerimi, senin kadar iyi hiçbir kul bilemez. Bilirsin değil mi?

 

Nerelerdesin mihr yüzlüm. Senin için yollara düşmüş her gün aranırım; belki seni görebilirim diye. Bir o sahradan bir o sahraya yürüyüp, seni anlatırım kum tanelerine, ağaçlara, mağaralara… Belki seni aksini onlarda bulabilirim diye. Ey cananım, senin vefasızlığın da vefakârlıktır. Senin karşında suçsuz olmak bir suçtur. Eğer suçsuz da olsam bir suç işleyeceğim; belki sen cefakârlık edip, attığın ok ile beni öldürürsün. Hayatımda bana güzel sözler söylemedin, hep bir zehri tatlı diye sundun. Yanından hep kovdun beni. Beni şimdi öldür, zira bu bahane ile ellerin başıma değmiş olur. Bir ah etmem, mumun da başını keseler; daha parlak yanmaya başlar. Böyle sensiz yaşayıp da, senin aşkınla dertli bir ney gibi yanmaktansa, ayağının ucunda son nefesimi vermek daha iyidir. Mademki sana erişmek yolu yoktur; bundan sonra bir köşeye çekilip ah etmekten başka ne yapabilirim?

 

Şimdi senin yolunun ışıkları yanıyordur, benimkiler ise hep karanlık, köhneleşmiş vaziyette. Hiç aklına anar mısın senin için bunca cefa çeken bu aşığı. Belki başkaları gibi görüp kınarsın, sana olan duygularımı başkaları gibi sanırsın. Ama öyle değil. Şu an sırtımı yasladığım şu kaya gibi değil yüreğim. Senin yürekleri mahveden o bakışın, gönüllere ferahlık veren siyah saçların aklıma geldikçe kendimi kaybediyorum. Onlara başkalarının bakıp da benim böyle mahrum kalmam çok ıstırap veriyor. Tenimden kemiğimden sıyrılıp sadece sende ben oldum artık; iki can bir beden. Nurlu yıldızlar söylemedilerse bilmezsin; her gece yıldızlara şekil çizerek yüzünü saatlerce seyrettiğimi. Feryat ediyorum ama feryadıma yetişecek yok; hiç hatırına gelmem değil mi?

 

Ben yine bir köşemde, senin habersiz olarak seni düşüneceğim. Ellerime ve ayaklarıma batan dikenleri artık yok sayıyorum zira kalbime batanların yanında onlar pamuk kalırlar. Keşke her zaman sana bunları söyleyebilme imkanım olsa, ama elden ne gelir, biçareyim, kimsesizim, yapayalnızım… Gamla dolmuş yüreğime karşı yine etkisiz kalacağını bilmekteyim. Sana sevgili mi yoksa vefasız mı demeliyim? Veya kendi kendine yanan bir pervane olarak kendime mi seslenmeliyim?

Başını ağrıtmamak lazım daha fazla, başını ağrıtmamak için başımı veririm. O kadar senle doluyum ki benliğim elden gitti. Esasen gönlü böyle yıpratan sevgiye sevgi derim. Senin aşkın bende bulunduktan sonra senin yüzünü görmesem de olur. Yalnız senin varlığın içimde olsun; ciğerime vurduğun yaralar onu okşasın; bu bana yeterlidir.

Ey canan, bir selam ile kırılmış gönlümü onarmadın, adımı buz üzerine yazdın. Herkese altın dağıtırken bana nal verdin. Hâlime gülüp geçtin. Hayatında değerine mazhar olamadım.  Yaram yine kanmaya başladı bak işte. Yarama merhem bulunmasın zarar yok; tek sen sağ ol.’’

 

Leyla ve Mecnun - Nizamî

 
 
 
 
_________________
 
 
 
 

 
 
 
 
 
 
 
 
 
İletisim - Mail to
 Kişisel web sitesi   TurkeyRank.Com - Pagerank ServisiTOPlist diziler Arama Motoru
 
-Kuruluş Tarihi-
5 Ekim 2008
Bu site tamamen Gülistan'a ithaf edilmiştir.
Tek seni gördüm bu bahçede...